29 Nisan 2015 Çarşamba

YAŞAMDA BİR ENSTALASYON

-        Ne yapıyorsun? Dedi.                                      
-        Hiç. Dedim.
-        Nasıl hiç? İnsan  bir şey yapmadan durur mu?
-        Durur.
-        İlginç! Dedi.                                                                       
-        Günü gözetliyorum. Dedim
-        Günü mü?
-         Evet günü,
-         O nasıl iş?
-       Hiç işte! Senin sorduğun anlamda hiç bir şey yapmamış oluyorum. Sadece günü gözetliyorum. Günün içinden karanlık saatleri atıyorum onlar benim ihtiyacıma şu an cevap vermiyor. Sonra günün içindeki bulutlu saatleri de atıyorum. Onlarda  benim işime yaramıyor. Zaten mevsim de bana uygun değil. Hep bulutlu ve  gece. Benim beklediğim  güneşli saatler o kadar az ki o saatleri kaçırırsam bütün  düşüncelerim, varlığım uçar  gider. Nasıl desem  aç bir insanın  son lokması  gibi kurak topraklarda köklerin derinlerde bulduğu bir parça su  gibi o saatler.
-         Tuhafsın! Dedi
-         Olabilir. Dedim
-          Bütün işi  gücü bıraktın bunu mu yapıyorsun? İyi misin?
-        Evet en  önemli işi yapıyorum ve oldukça iyiyim. Beni anlamanı beklemiyorum. Çünkü sıradan yaşamak istemiyorum. Yarına hazırlanmak istiyorum.
-          Nasıl olacak  o dediğin? Her şeyi bir kenara bırakmış,   güne  bekçilik yapıyorsun. Güldürme  beni.
-       Gülebilirsin  bence  sakıncası yok. Aynen  güne  bekçilik yapıyorum. Benim yaşadığım şehirde günler  hep karanlık, çok az  aydınlık  gün var. Eğer günün bekçiliğini yapmazsam o biraz aydınlık günlerin anlamını yakalayamam. Onları iyi değerlendiremem. Biliyor musun  güneş ilk başlarda sadece  beş on dakika  görünüyor sonra tekrar bulutların arkasına  gizleniyordu. İki ay içinde toplam yirmiyedi saat kırkbir dakika güneş  gürdüm. O anları kaçıramazdım.
-         Bence sen saçmalıyorsun. Dedi
-       Olabilir, bence  öyle  düşünmen önemli değil. Ben ne yaptığımı  biliyorum. Hiç güneşli bir  günde ağaçların renkleri ile bulutlu bir günde ki ağaçların renklerini fark ettin mi? Ya  denizleri, gökyüzünü? Ya da yeryüzündeki insanları? Yaşamın renklerini arıyorum.
-        Yaşıyoruz işte güneşli gün de bulutlu gün de hepsi bizim için çok karıştırmışsın sen!
-         Olabilir. Yarın yaşayacak mısın?
-         Ne?
-          Yarın yaşayacak mısın?
-         Herhalde! Nasıl bir  soru bu?
-         Hiç!                                                                                            Şeyda GÖKOĞLU/Nisan 2015

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder